Aganta Burina Burinata Hakkında

Aganta Burina Burinata, 1945 yılında yayınlanmıştır. Halikarnas Balıkçısı‘nın eserlerinin genel özelliklerini yansıtır. Eser’de deniz bir başkahraman gibi işlenmiştir. Anı tarzında yazılan bir eserdir.

Romanda deniz sevgisi, denizcilerin yaşadığı zorluklar, güzellikler, genel olarak denizdeki yaşam bir kahraman vasıtasıyla anlatılmıştır.

Aganta Burina Burinata Özeti

Mahmut, babası Süleyman kaptanla Milas’a gider. Milas’a vardıklarında ahbapları bakkal Fehmi’nin yanına giderler. Bakkal Fehmi, Süleyman Kaptan’ı çok değişmiş bulur. Bunun üzerine Süleyman Kaptan başından geçen üzücü bir olayı anlatır.

Süleyman Kaptan, Kardeşi Davut’un ölümüne sebep olmuştur. Davut, Süleyman Kaptan’ın kayığına tayfa olarak yazıldığı gün büyük bir fırtına çıkmış, gemideki herkesin yere yatmasına rağmen Davut adeta kendisini feda ederek Dümende dimdik geminin yürümesini sağlamaya çalışmıştır. Bu esnada rando maçosu, rüzgarda savrulur ve Davud’un kafasını uçurur. Süleyman Kaptan bu kazadan kendisini sorumlu tutmaktadır. Çünkü, onun yeterince sıkı bağlamadığı bir parça, Davut’un ölümüne sebep olmuştur.

Süleyman Kaptan, kendini hiç affetmemektedir ve bu yüzden oğlu Mahmut’un denizci olmasını da hiç istememektedir. Bakkal Fehmi olanlara çok üzülür.

Süleyman Kaptan ve oğlu Mahmut bir gün sonra Bodrum’a dönerler.

Süleyman Kaptan, oğlunu Kirpi Halil’in yanına çırak olarak verir. Kirpi Halil’in dükkanı oldukça kasvetli ve dar bir mekandır. Dükkanın iki müdavimi vardır; Bahçıvan Nusret Ağa ve Kasım Efendi. Bunların her ikisi de iyi görememektedir. Nusret Ağa fakir ve oldukça sıkıntı çekmiş birisidir. Topal Murat da Nusret Ağa gibi hayatın acımasız yüzü ile karşılaşmış birisidir. Oğlu Aliş’in hasreti ile yanıp tutuşmaktadır. Çünkü oğlunun ölü mü diri mi olduğunu bilmemektedir.

Süleyman Kaptan, oğlunu denizcilikten uzak tutmak için buraya vermiştir. Oysa Kirpi Halil, deniz sevdalısı bir adamdır. Tamir ettiği ayakkabıları denizcilik terimlerini söyleyerek Mahmut’a göstermektedir. Halil’in anlattığı deniz yaşamı Mahmut’u çok etkilemiştir. Mahmut, aynı zamanda mahalle mektebine de gitmektedir. Mektebi ve hocasını hiç sevmemekte ödevlerini yapmamakta, bu yüzden hep azar işitmekte bazen de dayak yemektedir. Hoca ders anlatırken Mahmut deniz hayali kurmaktadır. Komşularının kızı Fatma onun bu haline çok üzülmektedir.

Bu günlerde Mahmut’u çok üzen bir olay olmuştur. Topal Murat ölmüştür.

Mahmut yine mektepte falakaya yatırılmıştır. Fatma yanına gelerek babası ile çıkacağı balığa gelmesini teklif eder. Mahmut büyük bir sevinçle kabul eder. Babasından çok zor izin alır. Fatma ve Fatma’nın babası Ateşoğlu ile özlediği denize kavuşur. Fırtına çıktığı için balık tutamazlar. Kürek çekerek karaya sabaha doğru ancak ulaşabilirler. Mahmut bir kez daha onlarla balığa çıkınca denizin kendisi için vazgeçilmez olduğunu anlar ve mektebi bırakır.

Ancak babası denizden nefret etmekte ve oğlunun istikbalini düşünmektedir. Mahmut ise babasının uzun süreliğine sefere çıkmasından istifade ederek denize çıkmaya devam eder. Küçük amcası Cimri Hakkı Reis’in gemisinde açık denizlere doğru yol alır. Bu gemide topal Murat’ın oğlu Aliş ile karşılaşır. Macera dolu günler geçirir. Fırtınada ölen tayfaların nasıl denize atıldığına şahit olur. Bazen de amcası Hakkı Reis’in acımasız tavrı onu yıldırır.

Mahmut denizdeyken annesinden bir mektup alır. BU mektupta babasının gittiği seferde öldüğü, bütün serveti olan gemisinin de battığı, evi geçindirme işinin kendisine kaldığı yazmaktadır.

Mahmut bundan sonra annesine bakmak zorunda kalır ama eline geçen parayla henüz karnını bile doyuramamaktadır. Bir gün Cimri amcası ile tartışarak ondan ayrılır ve farklı gemilerle değişik yerlere gitmeye başlar.

Bir süre sonra annesini kaybeder ve memleketine dönmeye karar verir. Memleketine döndüğünde ilk iş Ateşoğlunun evine gider. Fakat Fatma ile görüşemez. Bazı esrarengiz olaylar sezer. Fatma ile nihayet karşılaşmıştır ama Fatma, eski Fatma değildir. Bir balık seferinde onu kötü emellerine alet edemeyen bazı adamların yüzüne sıktığı kurşunla yüzünün yarısı parçalanmış ve gözünün birisi akmıştır. Mahmut her şeye rağmen Fatma’yı çok sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini anlatır. Fatma daha sonra konuşalım diyerek oradan ayrılır.

Ertesi gün Fatma, Mahmut’un hayatını mahvetmemek için köyü terk eder. Mahmut onu çok arar ama bulamaz. Mahmut tekrar denize dönmeye hazırlanırken köyün zenginlerinden Zeynel Ağa, ona kızı Ayşe ile evlenmesini teklif eder. Ancak denizlere sonsuza kadar veda etmesi gerekmektedir. Mahmut teklifi kabul eder ve Ayşe ile evlenirler.

Bu evlilikle önce çok mutlu olurlar. Mahmut özlediği sakin hayata kavuşmuştur. Bahçede sebze meyve yetiştirerek geçimlerini sağlamaktadırlar. Bir çocukları olacakken çocuk düşer.

Gün geçtikçe Mahmut, bir toprak adamı olamayacağını anlar. Nihayet bir gün ailesini ve zenginliklerini feda ederek sonsuza kadar asıl sevgilisi olan denize döner.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.