Hepimiz temiz olmayı, eşyalarımızın temiz olmasını, yaşadığımız ortamların temiz olmasını isteriz. Hatta bazılarımız var ki bu durumu hastalık derecesinde takıntı haline getirmiş bile olabilir. Temizlik elbette çok güzel bir şey ve güzel olanı istememiz kadar da doğal bir durum yok. Diğer taraftan hem insanın fıtratı, hem de dinimiz temizliği gerektirmektedir. Peygamberimiz de “temizlik imandandır.” buyurarak maddi-manevi temizliği tavsiye etmiştir. Ancak kainatta her şeyde olduğu gibi burada da dengeli olmak gerekmektedir. Çünkü her şeyin fazlası zararlıdır.

Şimdi temizliğin dahi aşırısının nasıl zararlı olabileceğine bir bakalım. Eskiden atalarımız temizlik yaparken kil, toprak gibi doğal ürünleri kullanıyorlardı. Bu maddeler kimyasal içermedikleri için doğal ortamlarda dahi içlerinde çeşitli mikroorganizmalar yaşayabilmektedir. Bu ürünlerle yapılan temizlik esnasında da doğal olarak bu mikroorganizmalar ölmezler. Şimdi bir çoğumuzun aklına hemen “o zaman, o maddeler mikropları öldürmez.” cümlesinin geldiğini biliyorum. Evet bu maddeler mikropları öldürmez ama mikropların tamamen zararlı olduğunu kim söyledi ki?

Ancak mikroskopla görebildiğimiz minik mikroorganizmalara verilen genel bir isim mikrop. Bu organizmaların zararlı olanları kadar elbette yararlı olanları da var. Halk arasında bu kelimeyi hep zararlı organizmalar için kullandığımız için elbette hep zararlı olduklarına aşinayız. Bu yüzden bu kelimeyi çok kullanmadan anlatmaya çalışacağım konuyu.

Mikroorganizmaların insan hayatında büyük bir yeri var. Bu canlılar havayı, suyu temizler, zenginleştirir ve toprağın verimliliğini arttırırlar. Mikroorganizmalar, insan öldüğü zaman cesedini, hayvan ölülerini ve bitkileri çürüterek dünyayı temizlerler. İnsanların ve hayvanların derilerini-kıllarını ve bitkileri temizlerler. Bütün canlıları çeşitli hastalıklardan korurlar ve dünyada yaşam sürecini dengede tutarlar. Her bir mikroorganizmanın çok net görevleri vardır ve bu işleri onlardan başkası asla gerçekleştiremez. Bu organizmalar bir anda yok olsalar, dünya hayatı bazı bilim adamlarına göre bir saat, bazılarına göre 15-20 dakika içinde sona ermektedir.

Bu mikroorganizmalar bu kadar önemli iken, biz kendimizce temizlik yaparak onları öldürmeye ve kendimizden uzaklaştırmaya, çevremizde yaşamalarını engellemeye çalışıyoruz. Bu canlılara farklı şekillerde saldırıyoruz.

  1. Antibiyotik, sülfamid gibi antimikrobiyal maddeler, sterilizasyon işlemleri, deterjanlar ve tarım ilaçları bu organizmaları ya doğrudan öldürmekte yada çoğalmalarını engellemektedir.
  2. Yağların hidrolize edilmesi, besinlere katılan koruyucu katkı maddeleri ve aromalar, besinlerin yapısını bozarak mikropların yiyemeyeceği hale getirir, beslenme ve çoğalmalarını engeller.
  3. Mikroplara karşı açılan en tehlikeli ve kapsamlı savaş nanoteknoloji ve genteknolojisi ürünü maddelerle yapılmaktadır. Bu şekilde mikroplar hem mahrum edilerek, hem de doğrudan öldürülerek yok edilir.

Ancak bu organizmalara karşı açılan amansız savaş, onlardan çok bize zarar vermektedir. Tuz ruhu, çamaşır suyu, bulaşık deterjanları, yağ çözücü, lavabo açıcılar, çamaşır deterjanları, leke giderici, beyazlatıcı, yumuşatıcı ve benzerleri organik kalıntı ve mikropları nasıl yok ediyorsa, akciğer ve beyin hücrelerimizi de aynı şekilde aynı düzeyde, hem de doğrudan etkilemektedir. Solunum yoluyla vücuda karışan deterjanlar beyin damarlarını, akciğerlerdeki bronşları ve alveolleri eritir, yıpratır, şişirir ve kana karışır. Kan dolaşımı bozuklukları, damar deformasyonları, MS, alzheimer gibi ağır beyin hastalıklarına, akciğer, böbrek hastalıklarına ve ayrıca kısırlığa yol açar.

Zararsız Olarak Bilinen Zararlı Deterjanlar

Peki hem bize, hem de tüm çevremize bu kadar zararlı kimyasal temizlik ürünleri yerine ne kullanacağız. Temizlikten vazgeçemeyeceğimize göre, alternatif zararsız yada daha az zararlı ürünler bulmalıyız. Tabi her zaman olduğu gibi bu durumu ve burada paylaştığımız bilgiler gibi bilinenleri fırsata çevirmek isteyen çok fazla kişi var ve burada da zararsız olduğunu iddia ettikleri bazı deterjanları piyasaya sürmektedirler. Alternatif olarak, gen teknolojisi ile üretilen, “tamamen doğal” ve “sağlıklı” olduğu iddia edilerek sunulan, suyu çiçeklere döküldüğünde, çiçekleri bile daha da geliştiren ürünler de sanıldığı kadar masum değildir. Bu ürünler de mutasyona ve kansere sebep olabilmektedir. 

Bu maddeleri kullanan kişilerde halsizlik, uyuşukluk, hormon dengesinde bozulmalar, hafızada zayıflama, şuur bulanıklığı, mutsuzluk. depresyon, renklerinde solukluk, saçlarında kırıklık, tırnaklarda da grilik yada morluk görülmektedir. Bu gibi değişimler olması da gayet doğaldır. Çünkü bizler için çalışan ve Allah tarafından görevlendirilmiş olan faydalı tüm mikroorganizmaları yok ediyor yada kendimizden uzaklaştırıyoruz.

Deterjanları Nasıl Kullanmalıyız

Deterjanlar, sadece çamaşır makinalarında, minimal miktarlarda kullanılabilir. Ancak makina yıkamayı bitirdikten sonra ek bir durulama işlemi yapılması da iyi olur. Elle yıkamada ve ev temizliğinde sadece parfümsüz, boyasız, doğal sabun veya arap sabunu ve tel, kil, kum gibi mekanik temizleyiciler kullanılabilir.

Vücut ve elleri yıkarken ise her defasında sabunlamak şart değildir. Cildin üzerinde yaşayan, cildin sağlığını koruyan, bir çok mikroorganizma bulunmaktadır. Temizlik işini aslında bizden daha iyi yapmaktadırlar ama biz onları temizlemekle uğraşıyoruz. Gereğinden fazla sabun kullanarak onları engelliyoruz.

En iyi temizleyiciler su ve topraktır. Ekolojik dengede de su ve toprağın ne kadar iyi temizleyiciler olduğu görülmektedir. Bütün canlılar; insanlar, hayvanlar ve bitkiler havaya, suya ve toprağa atıklar bırakıyorlar ama ekolojik sistem bu atıkları dönüştürerek faydalı hale getiriyor ve en iyi şekilde temizlemiş oluyor. İnsanın girmediği bir orman düşünün ki orada rahatsızlık verecek bir atık göremezsiziniz.

Doğal hayatta bu durum bu şekilde iken insanlar, yedikleri içtikleri, kullandıkları ilaçlar, kozmetik ürünleri ve benzeri ürünler ile doğallıktan tamamen uzaklaştıkları için neredeyse cesetleri doğal şekilde yok olmaz hale gelmiştir. Bu yüzden Avrupa’da bazı mezarlıklarda cesetler, çürümeden olduğu durmaktadır. Çünkü böcekler, sinekler ve bakteriler bazı kişilerin vücutlarını doğal şekilde toprağa karıştıramamaktadır.

Kullanmış olduğumuz bu kimyasallar, bir taraftan anlık olarak faydalı organizmaları öldürürken, uzun vadede de onların nesillerini tüketmekle tehdit etmektedir.

Özetlemek gerekirse, biz temizlik yapıyoruz derken asıl temizlik yapan organizmaları yok ediyoruz. Onlara zararlı olan kullandığımız kimyasallar, en az onlar kadar bize de zarar vermektedir. Bu yüzden doğal olmayan, kimyasal içerikli deterjanlardan, ilaçlardan, kozmetik ürünleri ve vücut bakım ürünlerinden mümkün olduğu kadar uzak durmalıyız. Bu ürünleri çoğu zaten zaruri ihtiyaçlar değiller. Mecbur kaldıklarımızı da en aza indirmeli ve doğal alternatiflerini kullanmaya gayret göstermeliyiz.

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.