Kadın ve erkeğin fıtratları gereği eksi ve artı kutuplar gibi birbirini çekecek şekilde yaratılmıştır. Kadın ve erkek arasında biraz yakınlaşma olduğu zaman bu fıtrat gereği kişiler yavaşça birbirine ilgi duymaya ve duygusal bağlar geliştirmeye başlamaktadırlar. Günümüzde insanın doğasında olan bu durumun çok daha fazla yaşanabilir olmasını sağlayacak her türlü ortam da hazırlanmış durumdadır. Çünkü çocukluktan itibaren kız erkek beraberliği normal hale gelmiş ve kimse tarafından yadırganmamaktadır. Çocuklar ilkokuldan itibaren karma eğitim ile beraberliğe alışmaktadırlar. Bu yaşlarda başlayan beraberlik şartları hayat boyu da devam etmektedir.

Peki hayatın her anında yaşamakta olduğumuz kadın erkek beraberliği konusunda İslam dini ne demektedir. İslam’a göre kadın erkek beraberliğinin bir sakıncası var mıdır? Haram mı yoksa helal midir? Haram ise sınırları nelerdir ve kimlere karşı haramdır? Bu yazımızda bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

İlk olarak İslam’a göre kadın erkek beraberliğinin haram olup olmadığı ile başlayalım. Genel olarak İslam Dini kadın ve erkeğin beraberliğini tasvip etmemektedir. Ancak bu durumu da hayatın zorunluluklarını da göz önünde bulundurarak bazı şartlara bağlamıştır. Çünkü kadın ve erkeğin her türlü beraberliği haram olsaydı, hayatta bundan kaçınmak mümkün olmaz ve her insan bu kuraldan dolayı günahkar olurdu. Bu yüzden dinimiz insanların altından kalkamayacağı kurallar koymamıştır. Peki kadın ve erkeğin hangi durumlarda beraberliği yasaklanmıştır.

İlk olarak Peygamberimizin konuyla ilgili söylediklerine bakalım. Bu hadisler bize kadın erkek beraberliğinin sınırları konusunda biraz fikir verecektir.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. “Hiçbir erkek, evlenebileceği bir kadınla baş başa kalmasın. Kalırsa hiç şüphesiz, üçüncüleri Şeytan olur.”

Bu hadisten anlaşılacağı üzere kadın erkek beraberliğinin sınırlarından bir tanesi kadın ve erkeğin yalnız yani başka birisi olmadan baş başa kalmalarıdır. Yanlarında başka bir kişi olduğu takdirde yani en az üç kişi olduğu zaman bu durum haram olmaktan çıkmaktadır. Ancak yine de insanları duygusal olarak etkileyebileceği için doğru değildir.

Peki bu durum kişiden kişiye değişebilir mi? Yani akrabalar için de geçerli midir? Yada nişanlı çiftler baş başa kalabilirler mi? Şimdi kişiler açısından da duruma bir bakalım.

Akrabalar Arasında Kadın Erkek Beraberliği

Kadın erkek beraberliği konusundaki en önemli kriter kişilerin birbiri ile evlenme engelinin olmadığı kişilerin yalnız kalmamasıdır. Yani kardeşlerin beraber kalması, teyze, amca, hala, dayı gibi birinci derece akrabaların beraber kalmasının sakıncası yoktur. Çünkü bu insanlar ile evlenilmesi mümkün değildir. Ancak kuzenler ile baş başa kalınması doğru değildir. Çünkü İslam dinine göre kuzenlerin evlenmelerinde bir sakınca yoktur.

Bu genel kurallarla birlikte Peygamberimiz özellikle akraba beraberliğine dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu konuda aşağıdaki hadiste şunları söylemiştir.

Amir Oğlu Ukbe (r.a) rivâyet ediyor.

Allah’ın Resûlü bir öğütlerinde sahâbîlerine şöyle buyurdu:

– (Yanında mahremi bulunmayan) Kadınların yanına girerek, onlarla bir arada yalnız kalmaktan sakının.

Bunu işiten bir sahabi sordu:

– Yâ Resûlallah! Kocanın kardeşi ve amca çocukları gibi akrabaya ne buyurursunuz?

Peygamberimiz şu cevabı verdi:

– Sözü edilen koca akrabası ile bir arada yalnız kalmak ölümdür.

Görüldüğü gibi Peygamberimiz akrabalardan evlenilebilecek kişilerin baş başa kalmasından kesin bir dille sakındırmıştır.

Nişanlılıkta Kadın Erkek Beraberliği

Yukarıda anlattıklarımızdan anlaşıldığı üzere kadın erkek beraberliğinde kriter evlenebilecek ama henüz evlenmemiş kişiler olduğunu anlamıştık. Nişanlılık konusuna gelince, nişan, hem dini hem de medeni hukukta geçerliliği ve bağlayıcılığı olan bir fiil değildir. Bu yüzden nişanlı  ama evli olmayan çiftlerin durumu nişanlı olmayan kişilerden farklı değildir. Bu yüzden nişanlı çiftlerin de yalnız olarak baş başa kalmaları doğru değildir. Peki bu çiftler evlenene kadar hiç görüşmeyecekler mi? Elbette görüşmeleri gelecekte kurulacak evliliğin temellerinin sağlam atılması için birbirleri hakkında fikir edinmeleri ve birbirlerini tanımaları önemli. Bu konunun ayrıntıların Evlenecek Kişilerin Görüşmesi Caiz mi? başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık. Nişanlılık özelinde de kısaca anlatalım.

Nişanlı da olsalar bir kadın ve erkeğin bir mekanda yalnız kalmaları caiz değildir. Ancak bu kişiler birbirlerini görmek ve tanımak için umuma açık kafe, park gibi yerlerde başka insanların da bulunduğu ortamlarda görüşebilirler. Kapalı bir mekanda yalnız kalmamaları gerekir. Çünkü nikah kıyılana kadar bu çiftler İslam hukukuna göre iki yabancı sayılırlar. Nişan beraberliklerini meşrulaştırmaz.

Günümüzde bu yasağı aşmak için çiftler nişanlı iken imam nikahı kıydırmak istemektedirler. Bu şekilde rahatça buluşmak ve gezmek istemekte ve buluşmalarının önündeki engeli kaldırmayı amaçlamaktadırlar. Ancak bu durum daha büyük problemlere sebep olmaktadır. Bu konunun üzerinde de kısaca duralım.

Öncelikle İslam dinine göre nikah hukuki bir akiddir. Bu akidin hukuki bağlayıcılığı vardır. Taraflar bu akid ile mahkemeye başvurabilir ve haklarını arayabilir. Ancak günümüz Türkiyesinde ve medeni hukuk şartlarına göre resmi nikah olmadan kıyılan imam nikahı şeklinde isimlendirilen nikahın hukuksal bir geçerliliği yoktur. Taraflar bu nikah ile haklarını arama yoluna gidemezler. Bu yüzden bu nikahın dini olarak da geçerliliği tartışmaya açıktır.

İkincisi ise çiftler bu nikah kıyılınca kendilerini dinen karı koca olarak görmektedirler. Bu rahatlıkla beraberliklerinde artık bir sınır kalmadığını düşünerek çok rahat hareket etmektedirler. Bu durum bir engel olmadığı düşüncesi ile cinsel beraberliğe kadar varmaktadır. Ancak nişanlılık durumu sadece ailelerin sözleşmesi gibi bir durum olduğundan her zaman kesin bir evlilik ile sonuçlanmayabiliyor. Nişandan sonra bozulan bir çok beraberlik bulunmaktadır. Bu durumda hem taraflar mağdur olmakta, hem de haklarını arayacakları hiç bir mecra bulunmamaktadır. Bu yüzden resmi nikah olmadan dini nikah yapılması fayda değil kişilere zarar veren bir fiildir ve kesinlikle yapılmaması gerekmektedir.

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için admin@bilginadamlar.com adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.