Unutmamak gerekir ki başarının kaynağı bilgi, bilginin kaynağı ise kitaplardır. Kitaplar, yazının bulunduğu zamandan beri insanlar için vazgeçilmezdir. Günümüzde her ne kadar teknoloji gelişmiş bilgisayarlar ve telefonlar internet vasıtası ile bilgi kaynağı olarak kabul edilse de kitapların yeri, okuyan insanlar için çok farklıdır. Okumanın değerini bilen insanlar kitaplardan vazgeçmemekte ve kitap satışları da teknolojinin artışı ile artmaya devam etmeyi başarmaktadır.

Zaten kitap okumanın değerini bilenler, hiçbir şeye değişmiyor kitaptan okumayı. Ayrıca internetten edindiğimiz bilgiler zahmetsiz oluyor ve zahmetsiz olan da kalıcı olmuyor. Anlık öğreniyoruz merak ettiklerimizi, sonra at çöpe gitsin. Kolay kolay kalıcı hafızamızda yer edinemiyor bu bilgiler. Ama kitap öyle mi? Kitaptan edindiğiniz bilgide emek vardır ve kolay kolay unutmazsınız bu bilgileri. Unutsanız bile ihtiyaç duyduğunuz anda yetişir imdadınıza hafızanızın taa derinliklerinden.

Bir de örneklerine bakalım konuyu daha iyi anlamak için. Eğitim alanından sanayiye, politikadan sanata, basın dünyasından spor camiasına kadar hemen hemen her alanda başarısını kanıtlamış insanların ortak özelliğini, kitap okumaya verdikleri önem olarak görüyoruz. Şimdi birkaç örnek verelim bu kişilere.

Taha Akyol okumanın önemini şu şekilde açıklıyor:

“Sadece meslek gereği okumak zorunda değilim ben; aynı zamanda okuma denilen eyleme de vurgunum. Başkalarının zihin dünyasında dolaşma, daha büyük hayatların içine girebilme imkanı sağladığı için de okurum. Başka türlü asla öğrenemeyeceğim bir çok şeyi bilmemi sağlıyor okumalarım; daha sağlıklı düşünmemi ve doğru kararlar almamı da… Okumanın yazgım olduğuna inanıyorum ve ince hesaplar yapmaksızın okuyorum. Her sayfasını 1.5 dakika okuyarak bin sayfalık bir kitabı bitirmek için 25 saate varan ihtiyacı olanlara inat keyifli bir günde, üç tane hacimli kitabı bir kenara koyup notlarımı da bilgisayarıma işleyebiliyorum.”

Başka bir örnek;

Lise mezunu, henüz 21 yaşında bir delikanlı. on beş kilo fazlası var. İnsan ilişkilerinde bocalayan, ne yapacağını bilemeyen, hayattan beklentisi az. 37 metrekarelik bir bekar evinde, mutfağı olmadığı için bulaşıklarını küvette yıkayan ve oldukça mutsuz birini düşünün. Evet böyle birisi vardı ve bir anda dünyanın odağı haline geliverdi. artık o saygı duyulan, insan ilişkilerinde mükemmel, dünya çapında başarılı ve önemli birisi. Peki nasıl oldu da bir anda her şey değişiverdi.

Bu kişi “Sınırsız Güç” kitabının yazarı Anthony Robbins. Anthony lise mezunu birisi ama dünya peşinden koşuyor. Çünkü o Amerika’nın en iyi kişisel gelişim uzmanlarından birisi ve dünya çapında düzenlediği seminerlere devlet başkanları ve büyük şirketlerin müdür ve genel müdürleri katılıyor.

Anthony, nasıl oldu da hayattan çok da ümitli birisi değilken, bir anda liderlerin bile ilgi odağı oldu. Bu  durumu kendisi şu şekilde anlatıyor:

“Önce bir hızlı okuma kursuna gittim.. Ardından birkaç yıl içinde, kişisel gelişim ile ilgili 700 tane kitap okudum. Bir çok seminere katıldım. Daha sonra Amerika’nın bir çok yerinde yüzlerce seminer verdim.”

Evet hızlı okumanın insana katabileceklerinin sınırı yok. Anthony de bunun canlı örneklerinden bir tanesi.

Liderler de Çok Okur

Lİderlik kolay bir iş değildir. Çok fazla bilgi ve tecrübe gerektirir. Bu yüzden liderler de çok okurlar ve okudukları ölçüde başarılı olurlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün uşağı olan Cemal Granda, bir hatırasında Atatürk’ü şu şekilde anlatıyor.

“Bir gün yine Atatürk, tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu. Ülke ile ilgili bir sürü sorunlar varken, devlet başkanının kendini tarihe vermesi, Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olacak ki Atatürk’e şöyle söylediğini duydum:

– Paşam! Tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?

Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle cevap verdi:

– Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.

Evet büyük insanları büyük yapan yine okumaları ve bilgi dağarcıklarını her geçen gün genişletmeleridir.

Kitap okuyarak basamakları tırmanan liderleri ve önderleri saymakla bitmez.

İngiltere’nin başarılı başbakanlarından Pitt, genç yaşlarda okuduğu bir kitaptan etkilenerek bir iş kurmuş, sonra başbakan olmuş ve siyasetini bu kitap üzerine kurmuştur.

Thomas Edison, öğretmeni tarafından anlaşılamayan bir öğrenci olduğu için eğitim hayatı kısa sürede sona ermiştir. Ancak annesi onu sürekli kitaplara yönlendirmiştir. Edison da bir konuyu ele aldığında o konuyla ilgili bulabildiği tüm kitapları okumuştur. Ve sonunda bildiğimiz Edison Ortaya çıkmış ve bizi aydınlatmış.

Barış Manço yılda 500.000 km. yol yapan birisi olarak hepimiz tanıyoruz. Tabiki başarılı bir sanatçı olarak da . Ancak binlerce kitaptan oluşan kütüphanesi olduğunu bir çoğumuz bilmez.

Yakın tarihimizin önemli isimlerinden birisi olan Turgut Özal da Türkiye’nin en hızlı okurlarından birisidir. Bu durum Özal’ın başarılarının altında yatan yönüdür.

Dünya çapında üne sahip Maksim Gorki de bir fırında çırak olarak çalışmıştır. Çıraklık yaptığı zamanlarda Tolstoy’un bir eserini okurken adeta kendinden geçmiş, bir ara elindeki kitabı havaya kaldırmış ve “kağıdın içinde sihirli bir şey mi var acaba?” demiştir.

İbn Rüşd’de çok kitap okuyanlardan birisi. Size belki biraz abartı gibi gelebilir ama gerçekten ömründe sadece iki geceyi kitap okumadan geçirmiştir. Onlar da birisi evlendiği gece, diğeri de babasının vefat ettiği gecedir.

İbn-i Sina da tarihimizdeki en önemli alimlerden bir tanesidir. Kendi kitaplarından bir tanesinde şunları söylemektedir. “Geceleri hep okumak ve yazmakla meşgul oldum. Uyku bastıracak olsa bir şey içip uykumu açıyorum ve yeniden çalışmaya başlıyorum.”

İstanbul’un fatihi, bir devri kapatıp bir devri açan Fatih Sultan Mehmet de yine çocukluktan itibaren çok okuyan birisidir. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, Slavca, İbranice bilmektedir. Bazı geceler sabaha kadar okumakta, okuduklarından notlar çıkarmakta ve bu notlara göre planlar yapmaktadır. İstanbul’u fetheden dahi zekadan da zaten bu beklenir.

Yavuz Sultan Selim de bazı geceler sabaha kadar kitap okumuştur. Gündüzleri ise 7-8 saatini okumaya ayıran birisidir. Mısır seferine çıktığında yanında 3 katır yükü kitap götürmüştür. Onun hakkında elinden kitabın hiç düşmediği söylenmektedir.

Kitap okuyarak başarılarına başarı katan bu insanlar saymakla bitmez. Elbette tarihin derinliklerinde yatan ve bizlere örnek olmak için mihenk taşı gibi eserleri ile hala dimdik duran bu insanlar çok okumuşlardır. Yoksa nasıl olur da bu hala dünyanın konuşmaya devam ettiği başarıları elde edebilirlerdi. O zaman bizler de hayatta başarılı olmak istiyorsak çok okumalı, çok okumak içinde kendimizi geliştirip hızlı okuma ve anlamayı öğrenmeliyiz. O halde hızlı okumak için başlamış olduğumuz bu yazı dizisini takip etmeye devam edelim.

Konuyla ilgili topluluğa soru sormak için tıklayın.

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için admin@bilginadamlar.com adresinden ulaşabilirsiniz.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.