İslam Dini, Mekke sokaklarında hızlı bir şekilde  yayılırken, Müşrikler de olanca güçleri ile engellemeye  ve saldırılara  devam ediyorlardı. Kaderin ayrı bir cilvesidir ki Peygamber Efendimizin komşuları da aynı zamanda kendisine en çok düşmanlık yapan kişilerdi. Ebu Leheb’in evi Peygamberimizin evi ile bitişikti. Diğer taraftan Hakem b. Ebi’l-As, Ukbe b. Ebu Muayt, Adiyy b. Hamra ve İbnü’l-Esda el-Huzeli de en yakın komşuları  ve Ebu Leheb’den aşağı kalmayan kişilerdi.

Bu komşular  her fırsatta Peygamberimize ellerinden gelen her türlü kötülüğü yapmaya çalışıyorlardı.  Bir gün onlardan birisi, Efendimiz namaz kılarken üzerine koyun pisliği atmış; bir başkası da onu alıp, içinde Efendimiz’in abdest suyunun olduğu çömleğin içine dolduruvermişti. Bir müddet sonra Efendiler Efendisi, onların şerrinden emin olabilmek için araya duvar örmüştü. Buna rağmen aynı huylarında ısrar etmelerine karşılık bir gün, attıkları pisliği bir sopanın ucuyla tutup kapının önüne çıkacak ve onlara göstererek şöyle seslenecekti:

– Ey Abdimenâfoğulları! Bu nasıl komşuluk?

Peygamber Efendimizin Üzerine Deve İşkembesi Atmaları

Ukbe İbn Ebî Muayt, işi daha da ileri götürmüş ve Ebû Cehil’in de kendilerinde olduğu bir akşam vakti oturup, Muhammedü’l-Emîn’e kötülük yapma konusunda onunla anlaşmışlardı. Aralarında konuşurken Efendimiz’i gösterip şöyle dedi:

– Hanginiz falanların kestiği devenin işkembesini pisliğiyle birlikte getirip de secdeye gittiğinde Muhammed’in üzerine koyma kahramanlığında bulunabilir.

Bunu duyan Ukbe ayağa kalktı. Aralarında en şerlileri de oydu zaten. Bahsedilen işkembeyi getirtti ve beklemeye başladı. Tam Efendiler Efendisi secdeye gittiğinde yanına yaklaşıp iki küreğinin ortasına, elindekileri koyup kenara çekiliverdi. Allah’ın en sevgili kulu, Allah’a en yakın olduğu yerde kapı komşuları tarafından işte böyle zor bir durumda bırakılmıştı.

Diğer taraftan Ukbe ve misafirleri, yaptıkları işin keyfini çıkarmaya çalışıyor; bir yandan göbeklerini kaşırken diğer yandan kahkaha ile gülüyorlardı. O gün o kadar gülmüşlerdi ki, düşmemek için birbirlerine yaslanıyor ve öylece ayakta durmaya çalışıyorlardı.

Uzun zaman Peygamberimiz secdeden başını kaldıramadı. Nihayet kızı Fâtıma validemiz olanları görmüş  ve koşarak babasının yanına gelmişti. Bir taraftan bu işi yapanlara çıkışıyor; diğer yandan da babasının üstündeki pislikleri temizlemeye çalışıyordu.

Allah’ın en sevgili kuluydu; dileseydi orada düşmanları yerle bir olur; hak ettikleri cehennemi boylarlardı. Ama O, hep mülayemet yolunu tercih etmişti, bugün olmasa da bir gün mutlaka anlayıp geleceklerini umuyordu. Ancak bu, belli ki rikkatine çok dokunmuştu; dokunmayacak gibi değildi ki! Başıyla birlikte ellerini kaldırdı semaya:

– Allah’ım! Kureyş’i Sana havale ediyorum.

Bu duayı üç kez tekrarladı. Ardından da, isim isim zikrederek hepsini sıraladı teker teker:

– Allah’ım! Ebû Cehil’i de, Utbe İbn Ebî Rebîa’yı da, Şeybe İbn Ebî Rebîa’yı da, Velîd İbn Utbe’yi de, Ümeyye İbn Halef’i de, Ukbe İbn Ebî Muayt’ı da Sana havale ediyorum; onların hakkından Sen gelirsin ey Allah’ım!

O kadar içten ve samimi idi ki, işlerini Allah’a havale etmesi oradakileri bir hayli korkutmuştu. Zira biliyorlardı ki, bu beldede yapılan dualar kabul görür ve başlarına mutlaka bir şeyler gelirdi. Hele bu duayı yapan Allah’ın en sevgili kuluysa!

Peygamberimizin burada isimlerini sayarak dua ettiği yedi kişi, Müşrikler ile yapılan ilk savaşta yani Bedir Savaşında teker teker öldürülmüşlerdir.

Not: İşkembe hadisesinin farklı bir rivayette Kabe’de gerçekleştiği de anlatılmaktadır.

Ümeyye b. Halef’in Alayları

Ümeyye İbn Halef’in başka bir âdeti daha vardı; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile karşılaştığında el kol hareketleriyle Efendimiz’e hakaret eder, göz kırparak veya ağız ve yüzünü oynatarak her fırsatta O’nu küçük düşürmeye çalışırdı. Çok geçmeden onun bu foyasını da meydana çıkaran ayetler geldi. Gelen âyetler:

Yazıklar olsun! Vay haline o kaş ve göz hareketleriyle, el ve kol oynatmakla küçük düşürmeye çalışanların“, diyor ve böyle bir hareketin nasıl bir sonuca davetiye çıkardığını açıkça ortaya koyuyordu.

Peygamberimize Toz Toprak Atılması

Ümeyye’nin diğer kardeşi Übeyy ve Ukbe İbn Ebî Muayt, bu konuda omuz omuza vermiş, müşterek hareket ediyorlardı. Bir gün Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılarken Allah Resûlü’nün yanına yaklaşıp okuduklarına kulak verdiler. Tam bu sırada aralarında anlaştılar ve toz-toprağı kaldırarak Efendimiz’in üzerine doğru savurdular. Bu insanlar, bu eziyetleri yapmaktan zevk alıyorlardı. Bir keresinde de, çürümüş bir kemik bulmuş; onu öğüttükten sonra da parçalarını rüzgara tutarak Allah Resûlü’nün üzerine gelecek şekilde savuruvermişlerdi.

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.