Mut’a kelimesi sözlükte “menfaat, faydalanma” anlamına gelmektedir. bir fıkıh terimi olarak ise talâk, nikâh ve hac kelimelerine izâfe edilerek farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Biz burada sadece konumuz olan mut’a nikahı açısından ele alacağız. Mut’atü’n-nikah şeklinde nikah kelimesine izafe edilerek kullanıldığında bir tür nikah şeklini ifade etmektedir.

Mut’a Nikahı Nedir? Mut’a Nikahı Nasıl Yapılır?

Mut’a nikahı, farklı kültürlerde özellikle de İslam’dan önce Araplarda uygulanan geçici evliliğin bir türüdür. İslamiyet ilk geldiği yıllarda da Arap toplumunda mevcuttu ve uygulanıyordu. Özellikle uzak diyarlara giden kişiler için gittikleri yerde kalacakları ve eşyalarını koyacakları bir ev bulma, bununla birlikte bir süreliğine karı-koca hayatı yaşayabilecekleri bir kadın ile aynı evde kalmalarına fırsat veriyordu. Mut’a nikahı aynı zamanda kadının cinselliğinden yararlanmak için geçici bir süreliğine onu nikahlamak anlamına gelmektedir.

Peki bu şekilde mut’a nikahı yaparak bir süreliğine karı-koca hayatı yaşamak helal midir? Daha doğrusu mut’a nikahı geçerli bir nikah mıdır?

Mut’a Nikahı’nın Geçerliliği ile İlgili Görüşler

aralarında herhangi bir evlenme engeli olmayan, yani normal nikah kıyabilecek olan bir erkek ve bir kadın arasında erkeğin kadına vereceği bir bedel karşılığında belirli bir süreliğine karı-koca hayatı yaşamaları şeklinde uygulanan mut’a nikahını Şia’ın bir kolu olan Caferiyye mezhebi dışında bütün mezhepler yasak bir evlilik olarak kabul etmektedirler. Bu durumda Caferiyye mezhebi dışındaki mezheplere göre mut’a nikahının geçerliliği yani meşrutiyeti yoktur.

Caferiyye Mezhebi’ne göre ise mut’a nikahı mubah sayılmakta, hatta bu mezhebe göre inanç esasları ile irtibatlandırılmıştır.

Konuyla ilgili tartışmalar genel olarak Nisa suresinin 24. ayetinin yorumlarında ve konuyla ilgili Peygamberimizin daha önce bu nikaha izin vermesi ile ilgili hadisler etrafında gerçekleşmektedir. Bunlarla birlikte Hz. Ömer’in bu nikahı yasaklaması da bu tartışma konularından bir tanesidir. Tabiki Hz. Ömer döneminde İranlıların yaşamış oldukları psikolojik durum ve siyasi olaylarında bunda etkisi olduğunu düşünenler çoktur. Bizce de Hz. Ömer’in İran’ı fethetmesi şia inancındaki bazı uygulamaların Hz. Ömer düşmanlığının farklı tezahürleri olabilir.

Peygamberimiz zamanındaki uygulama hakkında da farklı görüşler olması da mut’a nikahındaki fikir farklılığına sebep olmuştur. Ehl-i Sünnet, göre o dönemde uygulanan mut’a nikahının normal nikahtaki gibi veli izni ve şahitler huzurunda olduğunu savunmaktadır. Yani Şiilerin daha doğrusu Şia’nın bir kolu olan Caferilerin uyguladığı mut’a nikahından farklıdır.

Şia ise Nisa Suresi’nin 24. ayetinde nikah lafzına yer verilmeksizin mut’a kelimesinden türetilen bir fiil kullanılması, “Onlardan faydalanmanıza karşılık ücretlerini veriniz.” buyurulması ücret karşılığında yararlanmanın meşru olduğunu göstermektedir. burada mehir değil de “ucur” kelimesinin kullanılması da sürekli nikahtan bahsedilmediğini gösterir. Çünkü mehir, normal nikahın bir sonucudur. Bu ayetin yorumunda Şia mut’a nikahının meşru olduğunu destekleyecek farklı yorumlar da ortaya koymaya çalışmıştır.

Ehl-i Sünnet alimlerinin çoğunluğu ise bu ayetin mut’a nikahı ile ilgili olmadığını düşünmektedir. Bu ayet normal nikahtan ve mehirden söz etmektedir. Çünkü ayetin öncesi normal nikahtan bahsetmekte, evlenilmesi yasak kadınları ele almakta ve evlenilmesinde bir sakınca olmayan kadınlar ile nikah neticesinde ortaya çıkan kadının mehir hakkını anlatmaktadır. Buradaki ucur kelimesi ise Kur’an’da mehirler anlamında zaten kullanılmaktadır.

Sünni kaynaklarda Hz. Peygamber döneminde mut’a nikahının uygulandığı ancak sonradan yasaklandığı ele alınmaktadır. Caferiler ise bu kaynakları yasaklanmamış gibi kullanmaktadırlar. Sonuçta mut’a nikahının olduğu konusunda ittifak olduğunu, ihtilafın sadece neshedilip edilmediği, yani sonradan ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı konusunda olduğunu söylemektedirler. Bu nesih yani hükmü ortadan kaldırma ile ilgili kaynaklarda bir bilgi olmadığını iddia etmektedirler.

Caferiler’e Göre Mut’a Nikahının Şartları

Müt‘a nikâhının varlık ve geçerliliği için söz konusu edilen şartları dört noktada toplamak mümkündür.

    1. Taraflar: Müt‘a nikâhında kalıcı nikâhta olduğu gibi kadının temyiz gücüne sahip ve bulûğ çağına ulaşmış olması, evlenme engelinin bulunmaması gerekir. Dolayısıyla evli, vefat veya talâk iddeti bekleyen, nesep, sıhriyet, süt sebebiyle evlenilmesi haram olan kişiler arasında müt’a nikahı kıyılamaz. Müslüman veya Ehl-i kitap olmayan kadınla müt‘a yapmak caiz değildir. Aynı şekilde kadın da ancak hiçbir evlenme engeli bulunmayan müslüman bir erkekle müt‘a yapabilir. Erkek iki kız kardeşi aynı anda nikâhına alamaz; bir kadınla nikâhlıyken onun erkek veya kız kardeşinin kızını da nikâhına almak isterse o kadının müsaadesini alması gerekir.
    1. Sözlü İrade Beyanı: Normal nikahta olduğu gibi mut’a nikahında da açık şekilde evlenmek isteyen taraflar sözlü akid yapmaları gerekir. Özellikle “nikâh, zevac, müt‘a” kelimelerinden biri kullanılmalıdır.
    1. Belirli Ecir: Müt‘a nikâhında mehir akdin rükünlerinden biridir; akid sırasında zikredilmezse baştan nikah geçersiz olur. Kalıcı evlilikte ise mehir akdin rüknü değildir, zikredilse de zikredilmese de nikah geçerli olur; zikredilmeden akid yapılıp zifaf gerçekleşirse mehr-i misl gerekir. Yani kadının ortalama zenginliğindeki kişilerin aldığı mehirler gibi bir mehir alması gerekir. Her iki evlilik türünde mehrin azlığı veya çokluğuyla ilgili miktar sınırlaması yoktur.
  1. Belirli Süre: Müt‘a nikâhında akid sırasında muayyen bir süre zikredilmesi gerekir; kalıcı evlilikte ise süre belirtilmesi geçerli değildir. Bu durum zaten mut’a nikahının ayırt edici özelliğidir. Müt‘a nikâhında asgari süre sınırı yoktur, fakat belirli, açık, mâkul-mümkün olması gerekir (meselâ insan ömrünü aşacak bir süre olmamalıdır).

Özetle müt‘a nikahının geçerliliği için kalıcı nikahtan farklı olarak aranan ilave şartlar belirli bir ücret (mehir) ve belirli süreden ibaret olmaktadır. Müt‘a nikahında şahit şartı bulunmadığı gibi buluğ çağına ulaşmış kız için veli muvafakati gerekli görülmez, tavsiye edilir. Buluğ çağına ulaşmamış kız velisi tarafından müt‘a yoluyla evlendirilebilir.

Ca‘ferî Fıkhında Müt‘a Nikahının Hükümleri

Muta nikahının hükümleri açısından normal nikah ile birleştiği ve ayrıldığı noktalar vardır. Öncelikle özetle normal nikah ile aynı olduğu noktalara bakalım.

Kalıcı Evlilikle Birleştiği Noktalar.

    1. Evlenme engeli oluşturur. Kadının kızı kocanın üvey kızı olur; süt hısımlığı hükümleri aynen geçerlidir.
    1. Zifaf gerçekleşmiş ve kadın hamile kalmışsa doğuma kadar iddet bekler. Birleşme yani cinsel ilişki olmamışsa -kalıcı evlilikte boşama durumunda ve müt‘a nikâhında sürenin dolmasını takiben- kadının iddet beklemesi gerekmez. Kocanın vefatı halinde birleşme olsun olmasın kadın hamile değilse dört ay on gün, hamileyse doğuruncaya kadar veya bu iki müddetten hangisi uzunsa o kadar iddet bekler.
    1. Erkek kalıcı nikâhta zifaftan önce kadını boşarsa, müt‘a nikâhında kararlaştırılan süreyi ona hibe ederse kadın mehr-i müsemmânın yarısını hak eder. Fakat müt‘a nikâhında herhangi bir sebeple zifaf gerçekleşmeksizin müddet tamam olursa kadın mehrin tamamını hak eder; yarısını hak edeceği de söylenmiştir.
    1. Zifafsız halvetin mehir ve iddet açısından etkisi yoktur.
    1. Azil yapılmış olsa bile cimâ vâki olmuşsa çocuk kocaya nisbet edilir. Mirasçılık, nafaka, diğer maddî ve mânevî haklar bakımından çocuğun durumu aynıdır.
    1. Hayızlı yani adetli olan kadın ile cinsel ilişki haramdır.
  1. Nikâh yapıldıktan sonra tahrim gerektiren bir sebep olduğu anlaşılırsa yani bu evliliğin haram olduğuna dair bir delil ortaya çıkarsa akid fâsit olur yani nikah geçersiz olur. Bu durumda zifaf gerçekleşmemişse mehir gerekmez; bu durum zifaftan sonra anlaşılırsa bakılır: Eğer kadın bunu bilerek kendini teslim etmişse mehri hak etmez, bilmeden etmişse hak eder.

Kalıcı Evlilikten Ayrıldığı Noktalar

  1. Kalıcı nikâhta kocanın tek taraflı iradesiyle (talâk), kadının belirli bir bedel ödemesi karşılığında eşlerin anlaşmasıyla (hul‘, mübâree), belirli durumlarda hâkim kararıyla, şartları gerçekleştiğinde zıhâr, îlâ ve liân usulleriyle evlilik sona erdirilebilir. Müt‘a nikâhında ise erkek müt‘a bedelini bağışlayarak akde son verebildiği için fiilen tek taraflı fesih Hakkına sahip olmaktadır.
  2. Kalıcı evlilikte dörtten fazla kadınla evlenmek câiz değilken dörtten fazla kadınla müt‘a yapmak câizdir; hatta dâimî evlilik çerçevesinde dört kadınla evli kişi de istediği kadar sayıda kadınla müt‘a yapabilir.
  3. Bâkirelerle kalıcı evlilik mendupken müt‘a evliliği yapmak mekruhtur.
  4. Fakihler kalıcı evlilikte erkeğin cinsel hayatla ilgili asgari vecîbelerinden söz ederlerse de hâkim kanaate göre geçici evlilikte böyle bir durum yoktur.
  5. Geçici evlilikte şart koşulmazsa kadının nafaka Hakkı bulunmaz; kalıcı olanda ise aksi şart koşulsa bile nafaka gerekir.
  6. Kalıcı evlilikte birleşmeden sonra -ric‘î talâk durumunda- koca iddet dolmadan rücû edebilir. Geçici evlilikte ise sırf sürenin dolmasıyla veya hibe edilmesiyle beynûnet oluşur, iddet sırasında ve evleviyetle iddetin bitmesinden sonra birbirlerine dönemezler. Ancak bu durumda, erkek iddet sırasında geçici veya kalıcı olmak üzere kadınla yeni bir evlilik akdi yapabilir, fakat başka bir erkek o kadınla iddeti bitmeden evlenemez.
  7. Dâimî evlilikte akdin yenilenmesi üç sayısıyla sınırlıdır, müt‘ada ise sayı sınırlaması yoktur, istediği kadar tekrar edebilir.
  8. Birleşme olmuşsa ve kadın hamile değilse kalıcı evlilikte boşama halinde üç ay veya üç hayız süresi, müt‘a evliliğinde ise sürenin dolmasını takiben iki âdet süresi veya kırk beş gün iddet bekler.
  9. Kalıcı evlilikte zifaf gerçekleştikten sonra kadın ilişkiden içtinap etse, isyan ve nüşûz gösterse bile mehir düşmez; bu durumda ancak nafaka düşer. Geçici evlilikte ise zifaftan sonra kadın özürsüz olarak imtina ederse erkek mehirden bu imtina süresine tekabül eden miktarı düşebilir.
  10. Geçici evlilikte eşlerin birbirine mirasçı olup olmayacağı ihtilâflı bir mesele olup birçok kaynakta şart koşulması durumunda mirasçılığın cereyan edeceği belirtilmektedir.

    Sünnî Mezheplerde Mut‘aya Bağlanan Hükümler

Ca‘ferîler dışındaki mezheplerde müt‘a nikâhı batıl sayıldığı için kuruluşu ve geçerliliğiyle ilgili şartlar değil kalıcı nikahtan farklılıkları ve buna bağlanacak sonuçlar üzerinde durulmuştur. Sünni fıkıh kitaplarında şu konular üzerinde ittifak edilmiştir.

Bu tür nikahta talâk, îlâ ve zıhar işlemleri söz konusu olmaz, eşler arasında liân ve miras hükümleri cereyan etmez; bu nikâh sebebiyle gerek erkek gerekse kadın bakımından “ihsan” (muhsan sayılma) sıfatı sabit olmaz ve üç talâkla meydana gelen geçici evlenme yasağı ortadan kalkmaz; tarafların tefrik edilmesi gerekir; birleşme olmamışsa erkeğin mehir, müt‘a ve nafaka ödeme yükümlülüğü yoktur; birleşme olmuşsa aralarında hürmet-i müsâhere, yani her bir tarafın usul ve fürûu ile diğer taraf arasında evlenme engeli meydana gelir; erkek bu nikâhın sahih olduğu inancını taşısın veya taşımasın kadının doğurduğu çocuk akid şüphesine binaen kendisine nisbet edilir. Birleşme meydana gelmişse ödenecek mehir konusunda farklı görüşler vardır. Hanefîler’e göre önceden mehir kararlaştırılmışsa mehr-i müsemmâ ve mehr-i misilden daha az olanın, kararlaştırılmamışsa miktarı ne olursa olsun mehr-i mislin; Şâfiîler’e, Ahmed b. Hanbel’den bir rivayete ve Mâlikîler’deki bir görüşe göre önceden mehir kararlaştırılmış olsa bile mehr-i mislin; Mâlikî ve Hanbelîler’deki mezhep görüşüne göre mehr-i müsemmânın ödenmesi gerekir. Bu birleşme ceza hukuku açısından da değerlendirilmiş, çoğunluk, konuya ilişkin görüş ayrılığının meydana getirdiği şüphe sebebiyle taraflara zina haddinin uygulanmayacağına, haram olduğunu biliyorsa ta‘zir cezası verileceğine hükmetmiştir.

Uygulamada Müt‘a Nikâhı

Muta nikahı uygulamada bir çok problemi beraberinde getiren bir nikahtır. Miras hukuku, akrabalık ilişkileri,  bu nikahtan sonra başka birisi ile evlenileceği zaman evlenilmesi haram olan kişilerin kimler olacağı ve özellikle de mut’a nikahi ilişkilerinden doğan çocukların durumları bu problemlerin başlıcalarıdır.

Uygulandığı coğrafyalara bakıldığında halkın genelinin de bu nikahtan çok memnun olmadığı açıkçı görülmektedir ve araştırmalar da bunu göstermektedir. Özellikle bu tarz evliliklerin fuhuş ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Bu yüzden dini ve siyasi otoritelerin farklı isimlerle algıyı değiştirmeye çalıştığı da anlaşılmaktadır. Ancak halk bu tür birliktelikleri çok tasvip etmemekte, bu şekilde muta nikahı kıyanlar da genel olarak nikahlarını gizleme eğiliminde olmaktadırlar.

Sonuç

Dinimi evlilik müessesine çok önem vermiş ve evlenmeyi her zaman desteklerken Peygamberimiz boşanmayı da Allah’ın en sevmediği helal olarak nitelemiştir. Dolayısı ile boşanmaktan insanları sakındırmıştır. Mut’a nikahında ise ayrılık daha nikah gerçekleşmeden bellidir. Çünkü süreli bir nikah.

Ayrıca Kur’an’da evlenen kişilere artık erkek ve kadın olarak değil de eşler olarak hitap edilmiştir. Bu da evliliklerin uzun süreli hatta ömürlük olması gerektiğine işaret etmektedir.

Dinimizin nikah akdine bağladığı sonuçlarla birlikte eşlere de yüklediği sorumluluklara bakıldığında ne kadar önemli ve sadece cinsel ilişkinin amaçlandığı bir birliktelikten çok öte olduğu anlaşılmaktadır. Yani nikah sadece cinselliğe indirgenecek bir olgu değildir. Ancak mut’a nikahı özellikle de günümüzdeki uygulamasına bakılırsa sadece cinsel ilişki üzerine kurulan, tarafların arzularını tatmin ettikleri zaman sona eren bir görünümü vardır. Bu yüzden de mut’a nikahı İslam Dini’nin tasvip edebileceği gerçek birliktelikten yani nikahtan çok ama çok uzaktır.

Tüm bunlarla birlikte insanların aklına İslam’ın ilk yıllarında muta nikahının niçin serbest olduğu sorusu gelebilir. İslam dini 23 yılda tamamlanmış ve her hüküm bir anda gelmemiş, sarhoşluk veren içkinin yasağı bile üç aşamada yasaklanmıştır. Bu şekilde aşamalı kuralların konulmasına tedricilik prensibi denilmektedir. İslam’ın ilk yıllarında mut’a nikahının serbest bırakılması, daha sonra da yasaklanmasını bu tedricilik ile açıklamak yerinde olacaktır.

Mut’a nikahına izin verildiğini anlatan rivayetler hep sefer halleri ile ilgilidir ve rivayetlerin her birisinin sonunda daha sonra Resulullah’ın mut’a nikahını yasakladığı belirtilmektedir. Ayrıca mut’a nikahının haram olduğunu bildiren haberler mütevatir seviyesine ulaştığından haramlığı da kesinleşmiştir. Ancak haram olmadığı yönündeki haberlerde böyle bir durum söz konusu değildir. Buradaki farklılıklar genellikle yasaklanma tarihi ile ilgilidir.

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için admin@bilginadamlar.com adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.