İnsan, hayata bir nefes ile başlar ve hayatını bir nefes ile  sonlandırır. Bu iki nefes arasındaki tüm zamana bir ömür diyoruz. Ömür boyunca alınan tüm nefeslerin her birisi ise bir birinden kıymetlidir. Çünkü bu nefesler hayat ve ölüm arasındaki yerimizi belirlediği gibi, nefes şeklimiz de hayattayken ki sağlık durumumuz hakkında ipuçları vermektedir. Bir doktora gittiğinizi düşünün; en temel muayene şekli ciğerlerinizi yani nefesinizi kontrol etmektir. Bu durum bile başlı başına nefesin sağlık için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. 

İnsanın hem fiziksel hem de ruhsal durumlarının değişimi soluk alış verişine etki eder. Mesela koştunuz, merdiven çıktınız, yoruldunuz yada yaşlandınız bunların hepsi soluk düzeninizde değişimlere sebep olmaktadır. Aynı bu fiziksel durumlar gibi psikolojik durumlar da nefesinize etki eder. Mesela: üzüldüğünüzde, kızdığınızda. heyecanlandığınzda nefesinizdeki düzen değişikliğini fark edersiniz. Kısacası fiziksel yada ruhsal her bir değişim vücuttaki nefes düzenini doğrudan etkilemektedir. Bu durum bize kendi vücudumuzu tanımamız ve hangi durumlarda nasıl değişimler olduğu konusunda ipuçları verir. Aynı saymış olduğumuz durumlardaki değişimler gibi sağlıklı ve sağlıksız vücudun nefes şekilleri de birbirinden farklıdır. Çünkü nefes, hücreler ile oksijen, su ve gıda gibi vücuda alınan maddeler arasında bir uyum unsurudur.

Bebeklerin nefes alıp verişlerini düşünelim. Nefes alırken karnı şişer, verirken de içeri doğru çekilir. Allah’ın hayy ve huu isimlerini zikreder gibi. Bu solunum şekli doğal solunum şeklidir. Sağlıklı bir insanın da nefesi bu şekilde olmalıdır. Çocuklar ağlarken nefes vererek ağlarlar. Sağlıklı yetişkinler de konuşurken nefeslerini verirken ses çıkarırlar. Sağlıklı olan nefes şekli budur.

Normal şekilde nefes alıp veren bir kişinin akciğerlerinin tamamı nefes alıp verme olayında etkin rol oynar. Bu durum diyaframı kuvvetli bir şekilde harekete geçirir. Diyaframın hareketleri ise adeta karın bölgesindeki organlara masaj yapmaktadır. Bu hareketler sayesinde kan dolaşımı kolaylaşır, organlar güçlü, sağlıklı ve temiz kalır. Diyaframın bu önemli özelliklerinden dolayı diyaframa, ikinci kalp de denilmektedir.

İnsanda, sık sık yemek, karışık yemek, sigara içmek, uzun süre sandalyede oturmak, ve yaşlılık diyaframın katılaşmasına ve nefes düzeninin bozulmasına neden olur. Doğal olmayan, iyi çiğnenmeyen ve karışık yenen yemeklerden sonra oluşan gaz karnın şişmesine ve diyaframa baskıya sebep olur. Kaburgalar arasında sıkışan diyafram ise hareketsiz kalır. Katılaşmış bir diyafram doğru nefes almayı ve bedenin yeterli miktarda oksijen almasını engeller ve insanın kendini sürekli yorgun ve bitkin hissetmesine sebep olur.

Uzun süre sandalyede oturmak ve dar elbiseler giymek, göğüs ve karın boşluğundaki organlarda kan dolaşımını daha da zorlaştırır. Ayrıca oluşan gazın çıkmasına engel olarak da gazın kana karışmasına ve kirlenmesine sebep olur. Kirli kan tüm vücudu dolaşarak yeni hastalıklara davetiye çıkarır.

Endüstriyel atıklar, sigara ve alkollü içecekler de nefes düzenini bozan etkenlerdendir. Bu etkenler, nefes düzenini tersine çevirecek kadar etkilidir. Yani yukarıda bahsettiğimiz normal nefes tersine döner ve nefes alırken karın içeri doğru çekilir, verirken dışa doğru şişer. Bu şekilde nefes alıp verildiğinde, akciğerin alt bölümleri soluma mekanizmasına katılamaz. Bu durumda göğüs kasları, göğsü genişletmek için büyük bir enerji harcar. Bu enerji, alınan nefesin oluşturmuş olduğu enerjiden daha fazla olabilir. Bu durumda vücut negatif enerji üreterek enerji dengesizliğine sebep olur. Bu durum normal konuşma düzenine de etki ederek kişinin nefes alırken de konuşmasına sebep olur. Bu durumda nefes, konuşma ve organlar arasındaki düzen bozulmuş olur.

Tasavvuf erbabına göre vücuttaki her bir organın kendi lisanınca bir zikri vardır. Bunu tıp dilinde her bir organın kendisine ait bir titreşimi olduğu şeklinde söyleyebiliriz. Soluk alıp verme düzeninin bozulması ise bu titreşimlerin bozulmasına ve organların hastalanmasına sebep olur.

Peki soluk alıp verme düzenini nasıl düzeltebiliriz? Bu durum 3 günlük açlıklar ile tedavi edilebilir. Ayrıca diyafram çalışmaları, Kur’an gibi kendine has melodisi olan ilahi ayetlerin usulüne göre okunması bu problemleri düzeltir.

Kur’an okumayı bilenler iyi bilir ki Kur’an’ın kendine has bir okuma şekli vardır ve bu okuma şekli tamamen kurallara bağlanmıştır. Kur’an’da ayetler ve ayetlerin içinde duraklar vardır. Bu duraklama yerleri arasında bir nefeste 30-60 saniye kadar aralıksız okumak gerekir. Bu okuma şekli çok iyi bir nefes egzersizi olarak kabul edilebilir. Sesli şekilde Kur’an okumak 1-2 ay içerisinde soluk düzeninin yeniden düzenlenmesini sağlar.

Koşma, kürek çekme ve yüzme de soluk düzenini tekrar düzene sokar. Bu hareketlerin ve Kur’an tilavetinin tok karna yapılması ise kalbe ve karaciğerlere zarar verir. Bu hususa da dikkat etmek gerekir. Bu yüzden hafız ve imamlar arasında kalp hastalıkları sık görülmektedir. Bu yüzden bu işlemlerin yemekten en az 1,5-2 saat sonra yapılması gerekir. 

Akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı olarak insanların nefes almalarını zorlaştıran Kronik Obstürtif Akciğer hastalığının oluşumunda en önemli neden sigara olarak kabul edilir. Sigara sadece tütünden ibaret de değildir. Sigara sanayisi 4 bin adet kimyasal üretmektedir. Bu kimyasallar arasında mutajenler, toksinler, yaklaşık 60 çeşit kansorejen ve benzeri madde bulunmaktadır. Bunların yaklaşık %20’si doğrudan içen kişinin akciğerlerine ve kanına %80’i çevreye ve çevresindeki insanlara zarar vermektedir. 

Burun tıkanması, bademciklerin şişmesi, ateşin yükselmesi veya ciltteki döküntüler gibi hastalanan bedenin yararınadır. Burun deliklerinin tıkanması ise sempatik sinir sistemleri arasında denge sağlanır. Burun tıkandığı zaman kimyasallarla ısrarla açmaya çalışmak bu dengeleme faaliyetine zarar verir. Soğan suyu, çörekotu yağı, acı kavun yağı ve suyu gibi doğal açıcılar ise enerji dengesizliğinin sebebini ortadan kaldırdığı için faydalıdır. Tıkalı burun deliğini iyice kapatıp diğeriyle derin nefes alıp vermek, daha kısa zamanda enerji dengesini sağlayacak ve burun tıkanıklığı kısa zamanda geçecektir.

Görüldüğü gibi soluk düzenindeki bozukluklar bazı hastalıkların habercisi yada hastalıkların sebebi olabilir. Bu yüzden soluk alıp verme şeklimize dikkat etmeli normal soluk sistemindeki şekline uygun olmasına özen göstermeliyiz. 

İlahiyatçı/Yazar 2005 yılında İHL'den mezun oldu. 2007 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandı. 2011 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra öğretmen oldu. İnsanın yaratılışı ve sorumlulukları, kulların vasıfları gibi konularda küçük konferanslar verdi. Din Kültürü branşında Üniversite sınavlarına hazırlık ve KPSS alan sınavı hazırlık kitapları hazırladı. Sorularınız için admin@bilginadamlar.com adresinden ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen buraya isminizi giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.